
Depresyon tanısı alan hastaların neredeyse yarısı, yeni bir araştırmaya göre tedaviye dirençli olarak sınıflandırılıyor. Birden fazla antidepresan seçeneğine yanıt vermeyen bu hastalar, durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.
University of Birmingham ve Birmingham and Solihull Mental Health NHS Foundation Trust akademisyenleri tarafından yürütülen ve British Journal of Psychiatry dergisinde yayımlanan çalışma, depresyon tanısı konan hastaların %48’inin en az iki farklı antidepresan denediğini, %37’sinin ise dört veya daha fazla seçenek kullandığını ortaya koydu. Tedaviye dirençli depresyon (TRD), genellikle bir hastanın iki farklı antidepresan denemesine rağmen etkili bir şekilde yönetilemeyen depresyon türü olarak tanımlanıyor. Ancak bu durum için henüz yeterli tedavi rehberi bulunmuyor.
Araştırma kapsamında, TRD yaşayan hastalarla görüşmeler de yapıldı. Hastalar, çoklu tedavi seçeneklerini denedikten sonra bir “umutsuzluk hissi” yaşadıklarını ifade etti. Birçoğu, tedavide “herkese uyan tek bir çözüm” yaklaşımından duydukları hayal kırıklığını dile getirdi.
University of Birmingham Psikoloji Okulu’ndan doktora araştırmacısı ve çalışmanın ilgili yazarı Kiranpreet Gill, şunları söylüyor:
“Bu çalışma, tedaviye dirençli depresyonun, depresyon tanısı alanlar arasında ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor. Hastaların neredeyse yarısı birden fazla ilaç seçeneğine yanıt vermiyor. İlk basamak antidepresanların işe yaramadığı hastaları desteklemek için daha iyi tedavi seçeneklerine ihtiyacımız var. Ayrıca, bu çalışmaya katılan hastaların deneyimleri, ilk basamak antidepresanların etkili olmadığı durumlarda depresyonu tedavi etmek için daha fazla farkındalık ve seçenek gerektiğini ortaya koyuyor. Depresyonu tedavi etme mücadelesinin, bir hastanın tabiriyle ‘umutsuzluk’ hissini kötüleştiren bir risk faktörü olması ironik bir durum. Bu, tedaviye dirençli depresyonun klinik karar alma süreçlerinde ve hastalara sunulan sürekli destekte dikkate alınması gerektiğine dair net bir uyarı olmalı.”
Tedaviye Dirençli Depresyonun Riskleri
TRD yaşayan hastalarda, kaygı bozukluğu, kendine zarar verme ve kişilik bozuklukları gibi diğer psikiyatrik rahatsızlıkların yanı sıra kalp hastalığı gibi fiziksel sağlık sorunlarının riski de artıyor. Veri analizleri, TRD’li hastaların kişilik bozukluğu yaşama olasılığının %35, kardiyovasküler hastalık riskinin ise %46 daha yüksek olduğunu gösteriyor. Niteliksel verilerle birleştiğinde, bu hastaların iyi bir sağlık durumuna ulaşmada çoklu ve ciddi engellerle karşılaştığı anlaşılıyor.
University of Birmingham Ruh Sağlığı Enstitüsü’nde Klinik Profesör ve Birmingham and Solihull Mental Health NHS Foundation Trust’ta danışman psikiyatrist olarak görev yapan Prof. Steven Marwaha, çalışmanın ortak yazarı olarak şunları ekliyor:
“Bu çalışma önemli çünkü veriler, TRD’li kişilerin bir dizi olumsuz sonuçla karşı karşıya kalma riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu nüfusu desteklemek için daha iyi tanımlanmış bakım yollarına ve bu grup için yeni tedaviler geliştirip test etmeye acilen ihtiyacımız var.”
Gelecekteki Çözümler İçin Umut
Bu araştırma, University of Birmingham liderliğinde ve National Institute for Health and Care Research tarafından finanse edilen Mental Health Mission Midlands Translational Centre’ın bir parçası. Merkez, genç, çok kültürlü ve dezavantajlı topluluklarda tedaviye dirençli depresyon için tedavileri iyileştirmeyi hedefliyor. Yenilikçi ve kanıta dayalı müdahalelerin geliştirilmesini ve uygulanmasını hızlandırarak, ruh sağlığı hizmetlerindeki sonuçları iyileştirmeyi ve eşitsizlikleri azaltmayı amaçlıyor.
Çalışma, 21 Mart 2025 tarihinde The British Journal of Psychiatry dergisinde yayımlandı (DOI: 10.1192/bjp.2024.275).
Referans:
Kiranpreet Gill, Danielle Hett, Max Carlish, Rebekah Amos, Ali Khatibi, Isabel Morales-Muñoz, Steven Marwaha. Examining the needs, outcomes and current treatment pathways of 2461 people with treatment-resistant depression: mixed-methods study. The British Journal of Psychiatry, 2025; 1. DOI: 10.1192/bjp.2024.275
İlk yorum yapan siz olun