
Yazan: Özgün Başpınar
Yılların efsane sorusudur bu… Aslında genel olarak soru değil önerme şeklinde kullanılır ve daha ziyade etrafta body building yapan kimse olmadığında sarf edilir.
Peki gerçekten durum bu mudur?
Öncelikle iddiayı savunan kişi, iddiasını ispatlamak zorundadır. Dolayısıyla bu iddiayı çürütmeye çalışmamıza gerek yoktur çünkü henüz bilimsel olarak ispatlanmışlığı yoktur. Esasında ispatlanabilmesi de oldukça zordur.
Bilimsel olarak geçerli bir deney yapılabilmesi için bireyler henüz body building sporuna başlamadan önce IQ testine tabi tutulmalı, IQ dereceleri kayıt edildikten sonra, minimum üç beş sene bu sporla uğraşmalarının ardından yeniden IQ ölçümüne alınmaları gereklidir.
E hangi normal insan, “Aga ben body yapıcam, beni bi ölçün de beş sene sonra aptallaşırsam body’yi bırakayım” diye yola çıkar. Ya da hangi denek, sırf bilimsel sonuç alınsın diye beş sene boyunca kilolarca ağırlık altına girer?
Dolayısıyla ortalıkta bu konu hakkında uçuşan lakırdıların alayı şehir efsanesidir. Bilimsel hiçbir dayanağı yoktur, tamamı şahsi fikir ve gözlemlere dayanır. Biz de kendi şahsi fikir ve gözlemlerimizi anlatmakla yetineceğiz.
Ben bu konuda elbette bir otorite değilim ama uzun yıllar bu sporla uğraştım, kendi fizyonomim ve olanaklarım ölçüsünde oldukça da başarılı oldum. Mezomorf tabir edilen vücut yapısına sahip bir gençtim. Body building çalışmaya başladığımda 1.86 boyunda, 64 kilodaydım. Omuzlarım dar, kollarım incecik, göğsüm dümdüzdü. Üç senelik çalışmanın ardından 188 boy ve 82 kiloya ulaştım. Omuz çevrem 126, göğüs ölçüm 104, pazılarım 35 santime ulaşmıştı. 110 kilo bench, 70 kilo neck yapabiliyordum. Bu ölçüler profesyonel body buildingciler için çok yüksek sayılmaz ama sıradan insanlar için oldukça başarılı sayılabilir.
Neyse… Demek istediğim azbuçuk gözlem yapma ve pek çok body ustasıyla yakın arkadaş olma imkanım da olduğu için konu hakkında yorum yapabilecek yeterliliğim olduğunu sanıyorum.
Kendi açımdan üniversiteyi iyi bir dereceyle bitirip iş hayatımda da belli bir yere ulaştığıma göre beynimin erimediğine eminim. Ama dediğim gibi ben üst düzey bir body’ci olmadığım için olanlar üzerinden konuşacağım.
Bir kere akıllı iken aptal olan bir sporcu hiç görmedim, bu net. Fakat işin püf noktası şurada sanırım; odaklanma.
Yapan herkesin bildiği gibi body building sonu olmayan bir spordur. Body yapan kişi asla tatmin olmaz. Her zaman şu kasımı biraz daha geliştireyim, burası eksik kaldı, aman buradan zayıfladım, aman şuramda yağ kaldı şeklinde kuruntularla sürekli vücudunu daha mükemmel hale getirmeye çalışır. Dışarıdan bakan insanın asla fark edemediği, çoğu zaman ilgilenmediği küçük ayrıntılar onun için büyük bir sorundur. Vücudu adeta onun tuvali gibidir, sürekli rötuş yaparak mükemmel bir tablo yaratmaya çalışır.
Yani dışarıya değil kendine, kendi vücuduna odaklanmıştır. Diğer insanlar işlerine güçlerine, kariyerlerine, yatırımlarına, sosyal çevrelerine odaklanırken body buildingci santimleriyle uğraşmaya başlamıştır.
İşte olay bu noktada patlak verir. Herkesin hayatta sahip olduğu belli bir zaman dilimi vardır. İnsan bu zaman diliminde okursa, yazarsa entelektüel olarak, donanım olarak zihnini geliştirir. Bunun yerine vücudunu geliştirmeye odaklanır, okudukları da bu alanda olursa da, vücudunu geliştirir. Gayet de adil sonuçlardır bunlar.
Sonuçta ortaya güzel vücutlu fakat entelektüel yönü eksik kalan sporcular çıkar genellikle… E zaten dünyanın her yerinde güzel vücutlu insanın anormal derecede kıskanıldığını da (Bakın bu da ayrı bir yazı konusudur. Güzel vücutlu insan herkesten çok kıskanılır. Çok güzel vücutlu bireyler, çok zeki insanlardan, çok zengin insanlardan, çok sosyal insanlardan çok daha fazla kıskanılır nedense) göz önüne alırsak gelecek acımasız yorumlar bellidir.
“Ahaha, tipe bak. Kapı gibi omuzları var, ama kafası tavuk kadar çalışmıyor.”
“Bütün kanı kollara pompalamış, beyne kan gitmiyor.”
“Body beyni eritir aabi.”
İşte maalesef olayın özü budur. Kas yapmak fiziksel olarak kimseyi salaklaştırmaz. Fakat zihinsel enerjiyi de bu yönde harcarsak geri kalmamız normal olur. İşin ideali, narsist dürtülerimize esir olmadan, vücudumuz için zihnimizi yeterli miktarda yorup, kalan enerjimizi kendimizi entelektüel olarak geliştirmeye ayırmaktır. Böylece hem geniş omuzlara hem de kıskanan ezikleri sudokuda bile hezimete uğratacak zihinsel performansa sahip olabiliriz.
Neticede body beyni eritmez, bazen uyutur sadece… Uyumayın 🙂

Fotoğraf: Bu yazıdaki fotoğraf(lar) DepositPhotos.com veya ShutterStock.com’dan temin edilmiştir. Zinde Türkiye Sağlıklı Yaşam ve Spor Dergisi, bodytr.com
spor aksine insanı zekileştirir kardiyovasküler yararlarını bırakıp sadece brain derive nötrofil faktör salgılatarak hipokampüs ü büyütmesi bile yeterli.
Ama bahsedilen güzel vücutlu insanların kıskanılması durumu sadece güzel vücutlu insanlar için geçerlidir insandan çok gorile benzeyen bodyciler için değil.