
Yazan: Konuk yazar Nurtaç Salcı
Tarih ve doğa resitali… İki tekerleğin binlerce kez dönmesi ve ter damlaları… Sanırım bu iki cümle Tour de France izlemeyi özetliyor. Zıtlıkların birleşiminden bu kadar güzel bir yarış çıkması insanı şaşkınlığın sınırlarında gezindiriyor. Aslında bu şaşkınlıktaki en büyük sebep bisikletçiler ve onların azimleri. Düşünsenize kilometrelerce yol, yer yer insanı deli eden bir sıcak, zaman zaman çılgınlar gibi yağan yağmur… Sağa dön, sola dön, yokuş çık, sprint yap. Bunların hepsini yaparken bir yandan yemek ye, su iç, yol kenarında durup tuvaletini yap ve en önemlisi de başkalarıyla yarış… Evet, birçok spor dalı zordur; sporcular gözümüze birer He-Man gibi gelir çoğu zaman; fakat inanın bana, bu adamlar He-Man, Superman, Spider-Man karışımı canlılar. Neler başardıklarını düşününce aklım almıyor.
Tuzlu Olur Tour de France Bisikletlerinin Fiyatı
Birçoğumuzun kışın bodrumda sakladığımız, yazınsa apartmanın merdiven demirlerine sıkıca kilitlediğimiz bisikletleri olmuştur. Benim bir BMX’im vardı; pembe-beyaz… Sokak aralarında rahmetli annemin tabiriyle Mercedes kullanıyor gibi kullanırdım. Mercedes benzetmesi hızım yüzündendi ama inanın o hız bile beni kesmiyordu diyebilirim. Harçlıklarımdan biriktirdiğim paralarla gider aksesuar alırdım bisiklete. Boncuklar takardım, giderken tıkır tıkır sesleriyle mest olmak için.
Şimdinin bisikletlerine bakıyorum da, benim emektar BMX kusura bakmasın ama bisiklet falan değilmiş; hele Tour de France’daki bisikletler yanında, pehhh!.. Esamesi okunmaz gerçekten. Bisikletim kaça alınmıştı hatırlamıyorum ama size Tour de France’da kullanılan bisikletlerin fiyatlarını söyleyebilirim. Uçuk kremlerinizi hazır etmenizde yarar var çünkü ilk öğrendiğimde hadi canım oradan deyip güzelce de bir küfür etmiştim. Uçuk kremleri hazırrrr ve 1. 2. 3. gelenlerin bisikletlerinin her biri en az 4000 Amerikan doları… Evet, yanlış okumadınız, tam 4000 dolar. Duyduğum en yüksek fiyatlardan birini söyleyeyim, o da 12.500 dolar… Hadi oldu da o kadar parayı verdim aldım, alırken dikkat edeceğim: şarkı da söyleyeni var mı diye…
Cesur Olur Tour de France Bisikletçileri
Çocukluk dedim ya, işte o zamanlarda bile korkusuzca hatta hunharca binerdim bisiklete. Kaba tabirle “g** atma” dediğimiz hareketi yaparak lastiklerin canına okurdum. Tabi ardından da hızımı alamayıp yeri bir güzel öperdim ama o bile zevkliydi aslında. Dizlik, kolluk falan asla takmazdım. Gerçi şimdilerde yaralarıma bakıp gülümsüyorum ve keşke taksaydım diyorum.
Gelelim profesyonel Tour de France bisikletçilerinin yarış esnasında kullandığı ve kullanmadığı ekipmanlara… Dizlik, kolluk falan filan kullanmaz bu adamlar. Sıkılıyorlar ve ağırlık yapıyor vücutlarına; aerodinamik yönünden olumsuz oluyor bu durum diyebilirim. Tek kullandıkları materyal bisiklet eldiveni ve bisikletçi kaskı. Aslına bakarsanız birkaç sene öncesine kadar kask da kullanmıyorlardı ama yarışlarda meydana gelen ölümcül kazalar nedeniyle zorunluluk hâline getirildi bu aksesuarı kullanmaları. Dediğim gibi, bu iki aksesuar haricinde benim gibi yeri öpme durumlarıyla karşı karşıya kalmaktan yana korkusuzlar.

İlginç Olur Tour de France Yarışması
Size biraz da Tour De France da ve daha birçok yarışta gördüğüm ilginçliklerden bahsedeyim. Öncelikle söyleyeyim bu adamların hepsi ama hepsi sportif kariyerleri için vücutlarına takıntılıdır ve beslenmelerine çok dikkat ederler; yedikleri içtikleri her şey ayarlıdır. Soda asla içmezler. En fazla tükettikleri madde kahvedir. Yarış sırasında yedikleri yiyecekler enerji verici besinlerdir. Kola en büyük yardımcılarıdır. Arada sırada bira içtikleri de olur ama doğal olarak yarış sırasında değil. E tabii bu kadar içince tuvaletleri de gelmekte. Benim gözümde ne kadar He-Man, Superman, Spider-Man olsalar da sonuçta onlar da birer insan. Yarış sırasında yol kenarında durup ihtiyaçlarını giderirler ve yarışa devam ederler. Bu işi seyircilerin az olduğu noktalarda yapmaya özen gösterirler ama bazen de mecburen seyirciye yakalanırlar.
Hani size bu adamlar takıntılı demiştim ya, bunun en büyük örneklerinden birini daha söyleyeyim: Farkında mısınız bilmiyorum ama bisikletçilerin kıl tüy hiçbir şeyleri yoktur. Aldırırlar ama asla yarıştan bir gün önce değil. Yarış günü aldırırlar. Tüyün uzaması kas yapılarını ve aerodinamik dengelerini etkilemektedir… Komik ve ilginç adamlar vesselam… [Editör Notu: Kola sağlıklı bir içecek olmamakla birlikte kana hızla karışan basit karbonhidratlar içermesi sebebiyle bazı bisikletçiler tarafından tercih edilmektedir. Bakınız: Coca-Cola Preferred by Top Endurance Cyclists ve ayrıca kolanın zararları için bakınız: Kolanın Zararları. Sağlığına daha düşkün bisikletçiler için hazırlanmış özel sporcu içecekleri de vardır ve bunlar da kullanılmaktadır. Bira içmek ise kişisel bir tercih olup alkol tüketimi sportif manada da olumsuzluk yarattığı için kesinlikle tavsiye edilemez. Özellikle bisikletçilerin alkol tüketiminin nasıl ve niçin olumsuz olduğuyla ilgili yazımız için bakınız: Spor ve Alkol]
Sonuncu Dondurmayı Ismarlar
İşte böyledir Tour De France’daki upuzun yollarında bisikletçilerin yaşadıkları. Kıyafet, eldiven, kask ve takım koordinatörleriyle iletişime geçtikleri telsizleri haricinde ne kadar da yalınlar. Ne kadar kalabalık ama bir o kadar da yalnızlık içindeler. Off! İmrendim onlara şimdi ya! Bedenim istemese de ruhum bir anda bisiklete binmeyi istedi. Hımm, ruh sesimi dinleyeyim ben en iyisi mi. Marş marş, doğru bisikletime!.. Hadi siz de bana katılın. Toplu bir sprint-finish yapalım ve sonuncu gelen dondurmayı ısmarlasın… Gittim ben…

Tour de France bisiklet yarışı, bisiklet yarışları, bisikletçi ekipmanları, bisiklet sporcuları ve bisikletler hakkında olup doğrudan bisiklet sporu ve dolaylı yoldan da sağlıklı yaşam (fitness) ile ilgili olan bu yazıda kullanılan telif haklarıyla korunan görseller: kwc, AlphaTangoBravo / Adam Baker ve will_cyclist Creative Commons lisanslarına uygun olarak kullanılmıştır.

Öncelikle yazınız çok güzel olmuş. Tour demişken bu sene çok efsanevi etaplara şahit olduk. Evet tırmanışlar çok heyecanlıydı. Bence bu sene giro zorlu dağ etapları , korkak takım patronları dedikoduları ile izlenilesi bir yarıştı. Tour ünlü ama giro ve vuelta yı da unutmamak lazım. Hatta en önemlisi bizim türkiye turunu unutmamak ve unutturmamak.