İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kemik Suyunu Satın mı Alalım Kendimiz mi Yapalım?

Fotoğraf: jenvit keiwalinsarid: https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/kase-corba-3559899/

Kemik suyu kesinlikle yeni bir şey değil; farklı kültürlerden aşçılar yüzyıllardır mutfaklarında kemik bazlı et suları ve çorbalar kullanıyor. Ancak modern wellness kültürümüz sayesinde, kemik suyu şimdiye kadar hiç olmadığı kadar popüler. Kemik suyu etrafındaki bu heyecan, kolajen içeriği ve içerdiği iddia edilen vitaminler ile minerallerden kaynaklanıyor. Bu zengin tatlı sıvı, inflamasyonu azaltma, sindirim sağlığını iyileştirme, kemik ve kas gücünü artırma, egzersiz sonrası toparlanmayı hızlandırma, alerjileri hafifletme ve daha pek çok fayda vaat ederek satılıyor.

Avantajları:

Kemik suyu, kolajen proteininden zengin olabilir ve bu protein birkaç amino asit sağlar. Kolajen, vücudumuzdaki en bol bulunan protein türüdür ve organları ile yumuşak dokuları destekleyen yapısal bir iskele oluşturmaya yardımcı olur. Sadece cildinizde değil, aynı zamanda kemiklerinizde, kaslarınızda, saçlarınızda, tırnaklarınızda, kıkırdaklarınızda, bağlarınızda ve kan damarlarınızda da bulunur. Bu nedenle, teoride, kemik suyundan kolajen tüketmek eklem ağrılarını hafifletebilir, egzersiz sonrası toparlanmayı hızlandırabilir, kemikleri güçlendirebilir ve genel olarak yaşlanmaya karşı koyabilir. Hayvan kemikleri kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor ve diğer iz mineraller açısından zengindir; bunlar kemiklerimizi inşa etmek ve güçlendirmek için gereken aynı minerallerdir. Kemikler uzun süre sıvıda kaynatıldığında, bu besinlerin çoğu tükettiğiniz kemik suyuna geçebilir.

Dezavantajları:

Çoğunlukla, ekstra kolajen tüketmenin faydalı olduğuna dair kanıtlar kesin olmaktan çok uzak, yalnızca hafifçe öneriyor ve büyük, uzun vadeli çalışmalara dayanmıyor. Kolajen üzerine yapılan çalışmaların genellikle yüksek miktarlarda kolajen kullandığı bilinmelidir; muhtemelen marketten aldığınız bir porsiyon kemik suyundan alacağınızdan daha fazla. Ayrıca, kolajen yemenin vücudumuzdaki kolajen üretiminde önemli bir artışa yol açmayabileceği de mümkün. Yediğiniz diyet yağı doğrudan vücut yağına dönüşmediği gibi, kolajen tüketmek de otomatik olarak kemikleriniz ve bağ dokularınız arasında kolajene dönüşmez. Diyetiniz, kemik suyu içmeden de vücudunuzun ihtiyaç duyduğu tüm kolajeni doğal olarak üretmesi için yeterli amino asitleri –glisin dahil– zaten içerebilir. Besin içeriği açısından, kemik suyunda tam olarak ne aldığınızı bilmek zor. Besin içeriği, kullanılan kemik türlerine, miktarlarına ve pişirme yöntemlerine bağlı olarak değişebilir. Bu, farklı kemiklerin daha yüksek veya daha düşük besin miktarları verebileceği anlamına gelir. Ticari olarak satılan kemik sularını inceleyen bir araştırma, bunların nispeten az miktarda kalsiyum ve magnezyum içerebileceğini buldu. Mağazadan alınan kemik sularındaki sodyum, yoğun egzersizler sırasında terle kaybolanı yerine koymada faydalı olsa da, günde birkaç porsiyon tüketirseniz bu miktar ihtiyacınızdan fazlasına ulaşabilir ve potansiyel olarak kardiyovasküler sağlığa zarar verebilir.

Karar:

Kemik suyu, sulu seri üretim et sularından şüphesiz daha lezzetli, ancak birçoğumuzun aradığı “sağlık kahramanı” olması pek olası değil. Bu yüzden, gıda bütçeniz izin veriyorsa kemik suyunu rahatlatıcı bir içecek olarak ya da çorba ve yahnilerde kullanabilirsiniz (insanların tarihsel olarak yaptığı gibi), ancak daha az eklem ağrısı ve daha parlak bir cilt için tüketmenin bir “zorunluluk” olmadığını bilin.

Referanslar:

https://journals.humankinetics.com/view/journals/ijsnem/29/3/article-p265.xml
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5533136

Kaynak: https://www.ideafit.com/buy-or-bye-bone-broth/, IdeaFit

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir