
Zayıflamak İsteyenlere 7 Diyet Önerisi
Çeviren: Günlerin Köpeği
Bu yazı, en başta belirtildiği gibi The Facts About Fitness sitesinden, yazarının izniyle alınmıştır. Yazının orijinali şu adresten çok net görülebilir: http://www.thefactsaboutfitness.com/diet/eat-out-lose-weight.htm
Gördünüz mü? Evet. Çok güzel. Şimdi İngilizce bilmeyen arkadaşlar, dostlar adına; günahlarımı birazcık olsun hafifletmek için bu yazıyı hayrına çeviriyorum siz sevenlerime. Eller ayır sabile, yoolar ayır sabile, yıllar ayır sabile, biz non-separatable.
Evet, ne diyorduk. Biraz ciddiyet lütfen. Arkadaşlar, lütfen! Burada önemli bir konuya değineceğim, sonra YGS`de çıkarsa karışmam, yok hocam biz şıkları zaten biliyoruz diyorsanız, ona diyeceğim yok 😉
Evet, ciddi ol! hıgh!
Hem Hopur Hopur Yiyip Hem de Kilo Verebilmenin 7 Gizemli (!) Yolu
Kilo vermeye çalıştığımızda, birçoğumuz “ya hep ya hiç” prensibi ile hareket etmekte ve beslenme düzeninde mükemmel bir denge yakalamaya çalışmaktayız. Bu hiç de iyi bir şey değil. Nirc nirc nirc.
Hafta boyunca egzersiz ve yemek planına sıkı sıkıya bağlı kalıyorsunuz. Hafta sonu geldiğinde de dışarıya çıkıp restoranda bir şeyler yiyorsunuz. Hem de bütün bir haftanın o sıkı diyetini darmadağın edeceğinizi bile bile! Ayıp, ayıp… Salonda harcadığınız saatlere yazık.
Sonra da, “Hımps! Hımps! Allah beni keçi derisinden mütevelli davul etsin, bozdum yine gül gibi diyeti!” diye dövünüp hayıflanıyorsunuz. En beteri de, “amaan zaten gitti diyet, şu baklavadan da iki yutiyim!” diye lop lop götürmeye devam ediyorsunuz. Vah vah vah!
Bazı restoranlara gittiğinizde, onların yemekleri hazırlayış şekilleri nedeniyle, âdeta diyetinizi bozacak bir mayın tarlasına girmiş oluyorsunuz. Ama sevabına su aşağıda sayacağım yedi küçük püf noktası sayesinde, bir sonraki restoran serüveninizi, diyet bozmanız için kulağınıza fısıldayan şişman şeytanlarla uğraşmadan gönül rahatlığıyla bitirebileceksiniz.
Sayıyorum:
1) Ekmek Sepetine Giden O Eli İndir Bakiyim!
Bir dilim olacak beş dilim, sen de biliyorsun. Hatta bu üstün bilince ulaşmadan bi’ dünya ekmeği çoktan bölünmeleri için mitokondrilere teslim etmiş olacaksın, ki güzel insan, bu sana hiç yakışmadı (bu vesile ile BodyTR Forum’dan mitokondri’ye çok selam ederim). Bu dediğim, diğer bütün küçük kayıntılar için geçerli. Sen menüye bakarken önüne konulan o küçük ve kalori yığını şeyler; humustu, tereyağlı ekmekti, zeytinyağlı sostu (canın çekti di mi?)… hepsi tehlike. Eğer bu süper ötesi besinleri yemeğe karşı olan iştahını bastıramıyorsan garson kişiye söyle, alsın götürsün onları.
2) Gittiğiniz Yerde Açık Büfe Varsa Biraz Geç Kalın
Hiç el değmemiş açık büfe gibisi yoktur. Ama herkesin mıncıkladığı bir açık büfenin de pek bir albenisi kalmaz.
3) Önce Bir Ara Sıcak Alacaksanız Tercihinizi Çorbadan Yana Kullanın
Bu konu hakkında yapılan çalışmalar gösteriyor ki önden alınacak bir çorba (burada da et sulu olan çorbalar krem bazlı çorbalara tercih edilmeli) iştahınızı azaltarak sonra alınacak yemeklerden daha az yenmesine sebep olmakta ve bu sayede alınan kaloriyi düşürmektedir.

4) Sebzeleri İkiye Katlayın
Garsonunuzdan nişastalı yemekler yerine size bir ölçü daha faza sebze vermesini isteyin. İyi garson çıkabilir; “ne sebzesiue yae” demeden size fazladan bir miktar daha fasulye ikram edebilir. Garsonun bu özelliği nedeniyle sebzeler düşük yoğunluklu enerji yapısına sahiptir. O da ne mi demek? Yani kendimim diye söylemiyorum, ben de olmasam kim yazacak, sebzelerin bu özelliği ile size doygunluk hissini daha düşük kalori ile vereceğini? Kim yazacak, bilmiyorum yani?..

Pensilvanya Üniversitesi’nde yapılan yemeklerle ilgili bir araştırmaya göre; bir grup kadın, tabaklarına konulan bol miktardaki sebze ve meyveleri yiyerek sofradan tok olarak kalkmışlardır ve sıradan bir yemeğe göre aldıkları çok daha az kaloriyi fark etmemişlerdir. (Tabii bu Pensilvanya’da oluyor, bunu da unutmayalım 🙂 Ayrıca siz sebzelere odaklanın, sınırsız sebze yiyebilirsiniz ama ortalama olarak bir insanın bir öğünde 50 gramdan fazla tatlı meyve almasını BodyTR dergisi olarak önermiyoruz. )
5) Proteinli Besinlere Odaklanın
Protein yönünden zengin besinler tercih edin. Güzel güzel insanlarsınız, şu yazın sıcağında kilo kilo karbonhidrat yiyip midenizi doldurmanın ne manası var? Yiyin proteini, filinta gibin olun. Tavuk yiyin, hindi yiyin, balıktı, biftekti (bifteği az yiyin, o biraz yağlı) yiyin. Yine çalışmalar gösteriyor ki protein, doygunluk hissi verme konusunda karbonhidrat ve yağlardan daha etkilidr. Karbonhidratlar ve yağ yoğunluklu besinler bu konuda proteinin eline su dökemez.
6) Sosu Yemeğin Üstünde Değil, Tabağınızın Kenarında Servis Ettirin
Bu şekilde yaptığınızda, kendi istediğiniz kadar sostan tadabilirsiniz, sosun tamamını yemek zorunda kalmazsınız. Bazı sosların ihtiva ettiği –siz gençler “içerdiği” de diyebilirsiniz– tek şey basit kaloridir. Pis kalori. Hıh!
7) Yemek Porsiyonlarınızı İkinci Bir Emre Kadar Yarıya İndirin
“Soslu makarna yemezsem ölürüm” hastalığına tutulduysanız makarnayı da yanında haşlanmış sebzeyle sipariş edin, sonra da bu sebzeleri güzelce ana yemeğin içine karıştırın, sonra da bu karışımın sadece yarısını yiyin. (Sonra da hesabın tamamını ödeyin. Oldu mu? Olmadı. Gidin evde yiyin.) Bu yöntem sadece alacağınız kaloriyi yarıya indirmekle kalmayıp, aldığınız antioksidanlar ve lifli gıdaların miktarını da arttıracaktır.
Sonuç Olarak
Tüm bunlara ek olarak; güzel abem-ablam, içtiğimiz şeylere de dikkat eyleyeceğiz. Di mi ama?
Ölçülerine de bağlı olarak; kolaydı, Fantaydı, Zıprayttı… bu güzel ve tatlı şeyler yüzlerce kalori içerir. İşin hoş olmayan tarafı, bu içeceklerden alınan kaloriler kişide yiyeceklerde olduğu gibi doygunluk hissi de yaratmaz; özellikle früktoz ve mısır şurubu denen öte sağlıksız şeylerle tatlandırıldıklarında. Bu kolaylıkla biz bilim insanlarının aramızda “pasif kalori tüketimi” sizinse, “Orghh! Gaz yaptı namussuz!” diyebileceğiniz kalori tüketimine neden olur. (Bakınız: Hazır Meyve Sularının, Gazlı İçeceklerin ve Meyveli Sodanın Zararları)
Bunun yerine, gazlı içecek de içmezseniz kesin ölecek gibiyseniz maden suyu için (soda değil). Maden suyunuza limon da koyabilirsiniz, ona izin var. Şekersiz / tatlandırılmamış limonata veya buzlu çay da içebilirsiniz.
Alkol! Amanın! Bütün kötülüklerin anası! Alkol de sağlam kalori içerir ve iştahınızı –güzel abilerim bilir– gayet iyi bir şekilde kamçılar. Yani hem daha faza yemek yemiş olur, hem de alkolden aldığınız kaloriyle öyle kala kalırsınız. Bi’ de ertesi sabah yaşanan baş ağrısı cabası. (“Ama arada iki kadeh rakıdan bi’ şey olmaz : )” diyenlerdenim ben.)
Sağlıcakla kalın. Yaz geliyor. Bol bol su için. Sevdiklerinize hediyeler alın. Sabah otobüse binerken gülümsemeye çalışın.

Diyet, zayıflama, kilo verme, yağ yakma, zayıflarken çok yemeyi engelleme ve kilo almanın nedenleri hakkında olup sağlıklı yaşam (fitness) konusuyla dolaylı yoldan ilgili olan bu yazıda kullanılan telif haklarıyla korunan görseller: nhanusek, Barry Gourmet and Raw, Steve Crane ve joeduty Creative Commons lisanslarına uygun olarak kullanılmıştır.
Zayıflama önerileri, kilo verme, diyet; göbek, bel ve kalça gibi belirli bölgelerdeki yağları yakmak hakkındaki bu yazı, sitemizi destekleyen önemli bir İngilizce sağlıklı yaşam kaynağı olan The Facts About Fitness sitesinden alınmıştır. Yazarımız Günlerin Köpeği yazıyı Türkçeye çevirirken içerikte yazının aslına bağlı kaymak kaydıyla kendi üslubunu kullanmıştır.
Yazar: Christian Finn
Orijinal yazının bağlantısı: http://www.thefactsaboutfitness.com/diet/eat-out-lose-weight.htm
Türkçeye çeviren BodyTR yazarı: Günlerin Köpeği

Gunlerin Kopegi’nden nefret ediyorum. Bu kadar sade ve akici ve esprili ama asla dogalliktan cikmadan, zorlamadan “aaa bak burada cuvallamis” dedirtmeden yazabilen herkesden nefret ediyorum, kiskaniyorum, cekemiyorum. Her ne kadar yazilanlar cok kullanisli ve mantikli olsa da yazinin keyfine kapilip okudum, aklimda hic bir sey kalmadi. Faydasi olmadi yani. Sinirim de bozuldu..
Sayın Kemal Siren Bey öncelikle her yeri ayrı noksan yazıma göstermiş olduğunuz ilgi ve şahsıma duyduğunuz harikulade duygular için teşekkür ederek bu cümleyi bitirmek üzere olduğumu belirtmek isterim.